Hikmet http://journals.ayu.edu.kz/index.php/hikmet <p>Dergi, 17 Haziran 2024 tarihinde «Kazakistan Cumhuriyeti Kültür ve Enformasyon Bakanlığı Bilgi Komitesi» Cumhuriyet Devlet Kurumu tarafından tescil edilmiştir. “Süreli Yayınların ve İnternet Yayınlarının Kaydı Hakkında” №KZ55VPY00094972 numaralı kimliği verilmiştir.</p> <p>Yayın periyodu: 3 ayda 1 defa.</p> <p>Yayın Dili: Kazakça, İngilizce, Rusça ve Türkçe. </p> <p>Dağıtım Alanı: Kazakistan Cumhuriyeti, uzak ve yakın yurtdışı ülkeler.</p> ru-RU batyrzhan.temirkhanov@ayu.edu.kz (Темирханов Батыржан) hikmet.journal@ayu.edu.kz (Омаров Бақдаулет) Tue, 30 Jun 2026 10:25:28 +0000 OJS 3.3.0.8 http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss 60 Mekke Müşriklerinin İslâm’a ve Hz. Peygamber’e (sav) Karşı Tepkileri http://journals.ayu.edu.kz/index.php/hikmet/article/view/6272 <p>Tevhid ilkesine dayanan İslam dini, ilk olarak Mekke’deki çok tanrılı topluma hitap etmiştir. Hz. Muhammed (sav), Mekkelileri putlara tapmaktan vazgeçip tek Allah’a iman etmeye çağırdığında, onlar kendisine şiddetle karşı çıkmışlardır. Bu direnişin temel sebepleri, atalarından kalan geleneklere bağlılıkları ve Arap kabileleri arasındaki dinî, sosyal ve ekonomik konumlarını kaybetme korkusuydu. Mekkeliler, Hz. Peygamber’e ve ilk Müslümanlara karşı alay etme, iftira atma, toplumsal baskı uygulama, işkence etme, ekonomik boykot uygulama ve suikast girişimlerinde bulunma gibi yöntemlere başvurmuşlardır. Mekke’deki Müslümanların zayıf durumu nedeniyle Hz. Peygamber sabrı tavsiye etmiş ve şiddetle karşılık verilmesini yasaklamıştır. Baskıların artması ve din özgürlüğünün imkânsız hâle gelmesi üzerine Hz. Peygamber ve Müslümanlar 622 yılında (Hicret) Medine’ye göç etmişlerdir. Medine’de Müslümanlar siyasi ve askerî güç kazanmış; Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarında önemli zaferler elde etmişlerdir. 630 yılında Mekke’nin fethi bir dönüm noktası olmuş, birçok Mekkelinin İslam’ı kabul etmesine ve dinin tüm Arap Yarımadası’na yayılmasına zemin hazırlamıştır. Bu makalede Mekke müşriklerinin tepkileri, bu karşı çıkışın sebepleri ve Hz. Peygamber’in bu zorluklara karşı izlediği politika ve yöntemler ele alınmaktadır.</p> Casım AVCI Telif Hakkı (c) 2026 Hikmet http://journals.ayu.edu.kz/index.php/hikmet/article/view/6272 Tue, 30 Jun 2026 00:00:00 +0000 Türk Tasavvuf Geleneğinde Yesevîlik: Tarihsel Gelişim ve Düşünsel Yapı http://journals.ayu.edu.kz/index.php/hikmet/article/view/6445 <p>Hoca Ahmet Yesevi, Türk tasavvuf düşüncesinin kurucusu olarak kabul edilen önemli bir düşünür, şair ve manevi önderdir. Hayatıyla ilgili kesin olarak bilinen bilgilerden biri, 1166 yılında vefat etmiş olmasıdır. Günümüze ulaşan en önemli eseri "Divan-ı Hikmet" (Bilgelik Kitabı) adlı eseridir. Bu kitapta tasavvuf anlayışı, ahlaki değerler, Allah sevgisi ve insanın manevi gelişimi sade bir dille anlatılmıştır. Hoca Ahmet Yesevi'nin babası Şeyh İbrahim, Sayram şehrinin tanınmış din âlimlerinden biriydi. Ahmet Yesevi'nin manevi eğitimi Yesi (bugünkü Türkistan) şehrinde başladı. Daha sonra ilmini geliştirmek için Buhara’ya gitti ve ünlü mutasavvıf Yusuf Hemedani’den ders aldı. Tasavvuf eğitimini tamamladıktan sonra Yesi’ye döndü ve Arslan Baba’nın başlattığı manevi geleneği devam ettirdi. Hayatının son yıllarını yer altındaki çilehanede ibadet ve tefekkürle geçirdi. Emir Timur’un emriyle yaptırılan Hazret Sultan Türbesi, bugün Kazakistan’ın en önemli orta çağ mimari eserlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Hoca Ahmet Yesevi, tasavvuf felsefesinin gelişmesine büyük katkı sağlamıştır. Onun öğretisine göre Allah bütün varlıkta her zaman vardır. Ayrıca her insanın içinde manevi olgunluğa ulaşmasını sağlayacak özellikler bulunmaktadır. Yesevi, Allah’ın insana doğru yolu seçebilmesi ve hayatının amacına ulaşabilmesi için özgür irade verdiğini savunmuştur.</p> Nagima Baitenova Telif Hakkı (c) 2026 Hikmet http://journals.ayu.edu.kz/index.php/hikmet/article/view/6445 Tue, 30 Jun 2026 00:00:00 +0000 İslâm Sanatı Kavramı Üzerine http://journals.ayu.edu.kz/index.php/hikmet/article/view/6253 <p>Bu makalede, Batı sanat tarihi kadar İslâm ülkelerinin akademik çevrelerinde de tartışmalı olan “İslâm sanatı” kavramının tanımı ve sınırları ele alınmaktadır. Yazarlar, İslâm sanatını sadece “arabesk”e indirgeme veya tarihî katmanların toplamı olarak görme eğiliminin yöntemsel sorunlarını ortaya koymaktadır. İslâm sanatı, vahyin süzgecinden geçerek tevhid düşüncesi etrafında şekillenen bir değerler sistemi olarak oluşmakta ve farklı coğrafyalarda çeşitli biçimlerde tezahür etmektedir. Çalışmada günümüz entelektüel ve sosyo-kültürel koşullarına dikkat çekilmekte; “İslâm” ve “sanat” kavramlarının yan yana gelişinin çoğu kez dayatılmış çağrışımlarla gölgelenmesinin Müslüman toplumların öz-algısını etkilediği vurgulanmaktadır. İnsanlık tarihinin yazımı ile yaratıcılığın maddî tanıklıkları arasındaki ilişki incelenmekte; insanın hayatını sürdürme ve ibadet amacıyla üretmeye başladığı andan itibaren erken dönemlerin somut biçimde tasvir edilebileceği belirtilmekte ve arkeoloji ile sanat tarihi disiplinlerinin önemi öne çıkarılmaktadır. Makalede tasvir ve plastik sanatlar, putperestlik ile sanatsal pratikler arasındaki ayrım, ayrıca İslâm geleneğinin sanatsal dilinde soyutlama, ölçü, ritim ve ahengin yeri tartışılmaktadır. Hat sanatı, vahiy kelâmına hizmet etmesi ve İslâm estetiğinin özgün kodunu taşıması bakımından “ruhânî bir hendese” olarak seçkin konumuyla öne çıkarılmaktadır. Son olarak, Kur’ân’daki “Nur” tasvirleri bağlamında İslâmî estetik deneyimin iç anlamını derinlemesine kavramaya imkân veren bir perspektif sunulmaktadır.</p> Aziz Doğanay Telif Hakkı (c) 2026 Hikmet http://journals.ayu.edu.kz/index.php/hikmet/article/view/6253 Tue, 30 Jun 2026 00:00:00 +0000 E. E. Bertels’in Eserlerinde Tasavvuf Öğretisinin Bilimsel ve Felsefi Analizi http://journals.ayu.edu.kz/index.php/hikmet/article/view/6265 <p>Bu makale, tanınmış şarkiyatçı ve İslam araştırmacısı Yevgeniy Eduardoviç Bertels çalışmalarına dayanarak tasavvuf doktrinini bilimsel ve felsefi açıdan kapsamlı biçimde incelemektedir. Araştırmada tasavvufun tarihsel oluşum süreçleri, teorik temelleri, manevi değerleri ve İslam düşünce geleneği içerisindeki yeri ayrıntılı olarak ele alınmaktadır. Özellikle tasavvufun ortaya çıkışı, içsel mahiyeti ve çeşitli kültürel ile felsefi akımların tasavvufi düşüncenin gelişimine etkisi üzerinde durulmaktadır. Makalede ayrıca Batılı ve Doğulu araştırmacıların tasavvuf üzerine yaptıkları çalışmalar analiz edilerek konuya ilişkin bilimsel yaklaşımların çeşitliliği ortaya konulmaktadır. Çalışmada, tasavvufun yalnızca İslam dünyasının farklı medeniyetlerle kurduğu ilişkiler sonucunda ortaya çıkan dış kültürel ve ideolojik etkilerle açıklanamayacağı vurgulanmaktadır. Bertels’e göre tasavvufun derinlemesine anlaşılabilmesi için onun sadece tarihsel ve felsefi yönlerini değil, aynı zamanda manevi içeriğini, mistik tecrübesini ve dini pratiklerini de dikkate almak gerekmektedir. Yazar, tasavvufun karmaşık doğasını, doktrinel özelliklerini ve İslam kültürü ile dünya düşünce tarihindeki zengin manevi mirasını ortaya koymanın ancak çok boyutlu ve bütüncül bir yaklaşımla mümkün olacağı sonucuna ulaşmaktadır. Bu yönüyle çalışma, tasavvuf düşüncesinin İslam medeniyetindeki entelektüel ve ruhani önemini daha kapsamlı biçimde değerlendirmeye katkı sağlamaktadır.</p> Bekpulat TUROBOV Telif Hakkı (c) 2026 Hikmet http://journals.ayu.edu.kz/index.php/hikmet/article/view/6265 Tue, 30 Jun 2026 00:00:00 +0000 Maşhur Zhusip Köpeyulı’nın Dinle İlgili Eserlerinin Din Bilimleri Açısından Analizi http://journals.ayu.edu.kz/index.php/hikmet/article/view/6451 <p>Bu makalede, Kazak halkının manevi mirasının korunması ve tanıtılmasına önemli katkılar sağlayan seçkin Kazak şairi, etnografı ve din düşünürü Maşhur Zhusip Köpeyulı’nın (1858–1931) eserlerindeki manevi ve ahlaki içerik incelenmektedir. Çalışmanın amacı, onun eserlerini Dinler Tarihi ve Din Bilimleri perspektifinden analiz ederek dinî, ahlaki ve eğitsel boyutlarını ortaya koymaktır. Araştırma, seçilmiş şiir ve nesir eserlerinin metinsel ve tematik analizine dayanmaktadır. Araştırma sonuçları, Maşhur Jusip Köpeuli'nin iman, ahlak, toplumsal sorumluluk, bilgi ve bireysel gelişim konularına geniş yer verdiğini göstermektedir. Bununla birlikte eserlerinde toplumun manevi sorunlarına ilişkin değerli düşünceler yer almakta olup, ahlaki davranışın, dinî değerlerin ve genç neslin eğitiminin önemi vurgulanmaktadır. Özellikle onun birçok düşüncesi günümüzün sosyal ve manevi meseleleri açısından da güncelliğini korumaktadır. Sonuç olarak, Maşhur Zhusip Köpeyulı’nın edebî ve dinî mirası, geleneksel Kazak dinî düşüncesi ve manevi kültürünün anlaşılması için önemli bir kaynak niteliğindedir. Eserleri, millî manevi değerlerin korunmasına, kültürel kimliğin güçlendirilmesine ve çağdaş Kazakistan'da ahlaki eğitimin geliştirilmesine de katkı sağlamaktadır.</p> Almasbek SHAGYRBAY Telif Hakkı (c) 2026 Hikmet http://journals.ayu.edu.kz/index.php/hikmet/article/view/6451 Tue, 30 Jun 2026 00:00:00 +0000 Hegel’in Tin Felsefesinde İnsan Tini ile Din Arasindaki İlişki http://journals.ayu.edu.kz/index.php/hikmet/article/view/6462 <p>Bu makalede, G. W. F. Hegel’in tin felsefesi bağlamında insan tini ile din arasındaki ilişki, din felsefesi perspektifinden incelenmektedir. Çalışmanın amacı, insanın tinsel varoluşunun açıklanmasında tin kavramının kurucu işlevini ortaya koymak ve dinin tinin kendini bilme sürecindeki yerini belirlemektir. Bu doğrultuda tin kavramının Antik Yunan düşüncesinden modern felsefeye ve Alman İdealizmine uzanan tarihsel dönüşümü ana hatlarıyla ele alınmakta; Sokrates’in kendini bilme anlayışı, Platon’un ruh öğretisi, Descartes’ın düşünen töz yaklaşımı, Spinoza’nın zihin anlayışı ve Hegel’in tin kuramı karşılaştırmalı olarak değerlendirilmektedir. Hegel’in öznel tin, nesnel tin ve mutlak tin ayrımından hareketle bireysel bilincin kendini tanıması, özgürlüğün toplumsal ve tarihsel biçimlerde gerçekleşmesi ve tinin sanat, din ve felsefede mutlak düzeyde kendine dönmesi açıklanmaktadır. Araştırmada tarihsel-felsefi çözümleme, karşılaştırmalı yöntem ve hermeneutik yorumlama yaklaşımı kullanılmıştır. İnceleme sonucunda, Hegel düşüncesinde insan tininin yalnızca psikolojik veya biyolojik süreçlere indirgenemeyeceği; bireysel bilinç, toplumsal kurumlar, tarih ve tinsel kültür aracılığıyla gelişen bütünsel bir gerçeklik olarak kavrandığı belirlenmiştir. Din ise mutlak tinin kendisini tasarım biçiminde bilmesinin temel görünümlerinden biri olarak insanın kendisini mutlakla ilişkisi içerisinde kavramasına imkân sağlamaktadır. Sonuç olarak Hegel’in tin felsefesi, insanın tinsel varoluşunu ve dinle ilişkisini açıklamada çağdaş din felsefesi tartışmaları açısından önemli kavramsal ve yöntemsel imkânlar sunmaktadır.</p> Turganbay ABDRASSİLOV Telif Hakkı (c) 2026 Hikmet http://journals.ayu.edu.kz/index.php/hikmet/article/view/6462 Tue, 30 Jun 2026 00:00:00 +0000